Kullanıcı Adınız:

Şifreniz:

 (Şifre Sor)
Üye Ol

Site

Blog Anketler İstatistikler Üyelik Künye SSS E-mail Linkler

Haberler

Genel Türkiye'den Yurtdışından Siteden Haber Arşivi Eski Haberler

Animeler

İsme Göre Türe Göre Yıla Göre Puana Göre Kategoriye Göre Yeni Yayımlanacaklar

Mangalar

İsme Göre Türe Göre Yıla Göre Puana Göre Yeni Yayımlanacaklar

Yazılar

İncelemeler Röportajlar Detaylı Tanıtımlar Kitap İncelemeleri Etkinlikler Yazışmalar Diğer

Çizim

Julie Dillon'ın Dersleri Patrick Shettlesworth 'ın Dersleri

Kişiler Şirketler

 

Final Fantasy: The Spirits Within

Yazar: Abyss

14 Nisan 2001

Tüm zamanların en iyi RPG oyun serilerinden biri olan Final Fantasy'nin uzun zamandır merakla beklenen filmi Temmuz 2001'de Amerika'da gösterime giriyor. Serinin şu ana kadarki son oyunu olan Final Fantasy IX, tüm dünyada büyük bir başarı elde ederken, Final Fantasy hayranlarını Temmuz ayında gösterime girecek olan filmin heyecanı sarmış durumda. Tamamen bilgisayarda hazırlanan bu Japon temelli animasyonunun en önemli özelliği inanılmaz derecede gerçekçi hazırlanmış olması. Animefridge dergisinde bu ay yayınlanmış olan ve film üzerine şu ana kadarki en detaylı açıklama olan bu incelemeyi ve röportajı Abyss sizler için Türkçe'ye çevirdi. ^-^

Not: Roportaj sitede yayınlandıktan sonra konuyla ilgili aldığımız bazı maillerden anladığımız kadarıyla bazı kişiler roportajdaki soruları bizim sorduğumuzu yani roportajı bizim yaptığımızı sanmışlar. Yukarıdakı yazıda, röportajın Animefridge dergisinde yayınladığı ve bizim sadece Türkçe'ye çevirdiğimiz açıkça belirtiliyor. Yukarıdaki yazıyı anlamamış olanlar için bu ekstra açıklamayı yapıyoruz. Lütfen artık "neden böyle bir soru sordunuz?" gibisinden mailler göndermeyin, çünkü röportajı biz yapmadık!

Kaynak: Animefridge Dergisi
Hazırlayan: Jake Forbes
Çeviri: Abyss
Düzenleme: Alpin

Final Fantasy: The Spirits Within


Bu ayın başlarında Square bir dönüm noktası filmi olan Final Fantasy : The Spirits Within'in 17 dakikalık bir tanıtım klibini meraklı izleyicilerine gösterdi. Ama ne gösteriydi! Daha hazırlık aşamasındayken bile tanıtımları internette vardı, ama daha önce bunun hakkında hiçbir şey duymamış olanlar için işte en kapsamlı tanıtımı.

Dünya: 2065. Dünya nüfusunun çoğu Phantom adı verilen ve yaşayan bütün varlıkların hayat enerjilerini emen yaratıklar tarafından yok edilmiştir.

Dr. Aki Ross bir tek yaşam sinyali için eski New York'un harabelerine iner. Anlaşılan bu yaşam sinyali onun hayatını riske atmasına değecektir. Dünya ordusu tarafından yüzey incelemesi yapılır, etrafta bir tek Phantom yoktur. Bileğindeki holografik algılayıcı ona yaşam sinyalinin ne taraftan geldiğini gösterir ve işaret fişeği ateşlenince yağmur damlaları gibi düşen ışıklar ortada henüz hiç Phantom olmadığını gösterir.

Dr. Ross araştırmasına tam başladığı sırada onun arkasında olan sokağa Grey tarafında yönetilen bir grup asker iniş yapar. Paraşüt yerine, bir cihaz ateşlerler ve bundan yastık tarzı bir plazma çıkar. Askerlerin güvenli ve yumuşak bir iniş yapmalarını sağladıktan sonrada dağılır. Askerler Dr. Ross'un şehri terk etmesini talep ederler, ama Dr. Ross bunu kabul etmez ve kaçar; askerler de onu takip ederler. Hiç biri arkalarındaki duvarda şekillenen Phantom'ları görmez.

Dr. Ross sinyalini, onu eski yıkık bir binada yetişen ufacık bir bitkiye götürene kadar izler. Askerler Dr. Ross'u yakalarlar; ama artık çok geçtir. Phantom'lar binayı sarmışlardır ve duvarlardan içeri doğru sızmaya başlamışlardır. Askerler silahlarını ateşler ama silahların çok az etkisi olmaktadır. En son saniyede çıkarma gemisi geri döner ve mürettebat güvenli bir biçimde bölgeden uzaklaştırılır. Gemide askerler miğferlerini çıkarırken Dr. Ross'a küçük bitkisi hakkında sorular sorarlar. Bu şey nasıl bu kadar önemli olabilirdi? Dr. Ross ve Grey'in tavırlarından birlikte bir geçmişlerinin olduğu açıktır.

Askeri karargahta haşmetli General Hein, Grey'i Dr. Ross hakkında sorguya çekiyordur. Anlaşılan genç bilimci Dr. Ross içinde bir çeşit yaratık taşıyordur ve en küçük bir yaratık belirtisinde Dr. Ross'un yok edilmesi gerekmektedir. Grey generalin kızdan bu kadar çok korkmasını anlayamamıştır. Fakat general şunu açık kılmıştır, kız tehlikelidir ve denetim altında tutulmalıdır.

Bu sırada Ross rüyasında değişik bir bölge görmektedir. Dev koza benzeri yapıların içinden binlerce yaratık çıkar. Yaratıklar iki safta sıraya girerler, belliki savaşa hazırlanıyorlardır. Hiçbir şey söylemezler ve Dr. Ross'un varlığından apaçık haberdardırlar.

Gerçek dünyaya geri dönülür. Grey ve deniz tayfası Arizona'ya "seventh spirit" i bulmaya doğru yol alıyorlardır. Ukala Nick tarafından kullanılan gemi bölgede bulunan Phantom'ların dikkatini başka yöne çekmek için bir yem ateşler. Daha önceki Phantom'lara benzemeksizin diğerlerinin boyutları insan veya küçük ev boyutlarında değişirken bunların boyutları yüzlerce metre boyundadır. Yem uzun süreliğine işe yaramayacaktır, acele etmek zorundadırlar. Küçük yer takımı sinyalleri yerde yatan bir insan vücuduna kadar takip ederler. Yaşıyor mu? Hayır. Fakat içinde "Seventh Spirit" olan teneke bir kutuyu taşıyordur. Aniden dev Phantom'lar takımın gerçek yaşam enerjilerini hissederler ve onlara doğru harekete geçerler. Takım gemiye kadar gelmeyi başarır ama hala güvende değillerdir. Dev Phantom'lar (biri Princess Mononoke'deki baştan çıkaran orman ruhunu hatırlatan ağır hareket eden, diğeri de uçan koca ağızlı bir yılan) gemiye saldırmaya başlarlar.

İçerde Dr. Ross kendinden geçer ve yaşam sinyalleri garip ölçümler vermeye başlar. Belli ki içindeki yaratık bir şeyler yapıyordur. General Hein in emirlerine çok sadık olan grup elemanlarından biri tehlikeli bir şeyler yapmadan önce Dr. Ross u yok etmek için silahını çeker. Grey onu durdurmaya çalışır ama asker silahı ona çevirir. Gemi tam büyük bir Phantom tarafından vurulunca Jane, Grey in denizcilerinden biri, askerin silahını alır ama Dr. Ross vurulmuştur. Takım tekrar toparlanmaya vakit bulamadan, bir Phantom duvardan içeriye girer ve silahlı adamın ruhunu söküp alır.

Dr. Ross'un rüya aleminde; Aki, iki silahlanmış yaratık ordusunun ortasında duruyordur. Birden nükleer bir patlama olur; orduları yok eder ve Aki'yi yalnız bırakır.

OYUNCULAR

Ming Na Wen (Aki)
Alec Baldwin (Grey)
James Woods (General Hein)
Donald Sutherland (Dr. Sid)
Steve Buscemi (Nick)
Ving Rhames (Ryan)
Peri Gilpin (Jane)

KÜNYE

Yönetmen: Hironobu Sakaguchi (Final Fantasy oyunlarının yaratıcısı)
Yapımcılar: Jun Aida (Street Fighter) , Chris Lee (Godzilla, Jerry McGuire...)
Yazarlar: Al Reinert (Apollo 13), Jeff Vintar (Speed Racer)
Fotoğraf Yönetmeni: Motonori Sakakibara (Final Fantasy VIII)
Animasyon Yönetmeni: Andy Jones (Titanic)
Sahne Yönetmeni: Tani Kunitake (Matrix)
Işık Denetimi: Kevin Bjorke (Toy Story)
Yardımcı Yönetmenler: Michael Gibson, Takahiko Akiyama
Planlama Danışmanı: Takashi Kubota
Müzik: Elliot Goldenthal (Batman Forever)

İZLENİMLER:

Şimdi herkesin bildiği bir şey var; Final Fantasy : The Spirits Within bir görsel güç gösterisi. Film gerçek dünya gibi görünmese de (zaten öyle olmasını bekleyen de yok), bütünüyle her bir şeyin oraya ait olduğu hissini veren ikna edici bir evren yaratmış. New York'un harabelerinden, Arizona'nın çöllerine, yaratıkların rüya alemine kadar her şey, Square'in video oyun estetiğinden süzülmüş gerçek dünya.

İnsanlar Square'ın oyun karakterleri ile "Aliens"ın oyuncuları arasında kalıyor. Dr. Ross, Square'in Riona ve Tifa gibi geleneksel kadın kahramanlarına benziyor, sadece Aki daha hassas görünüyor. Uzun siyah saçları dikkat çekiyor, gerçeği söylemek gerekirse bir bilgisayar animasyonu olarak yapılan en iyi saç. Geri kalan oyuncular animatörleri saçları canlandırırken zorlayacak kadar çok değil. Asker kahraman Grey ile Ben Affleck'in benzerliği biraz dikkat çekiyor, ama takımın geri kalanı tamamiyle orjinal görünüyor. Vücut hareketleri inandırıcı ve de konuşmalar bu tanıtım gösterisi için yeteri kadar mükemmel olmasa da olduğu kadar etkileyici. Yüzdeki duygu ifadeleri diğer sayısız oyun sinemalarında gördüklerimizden daha da ince. Hala Final Fantasy'nin karakterleri aslında rol yapıyor olsalar da ilk izlenimleri beni oları kötü aktörler olarak düşünmemi sağladı. Robert de Niro'nun endişelenecek bir şeyi yok; ama Baldwin kardeşler arkalarını kollamak zorundalar.

17 dakikalık gösterimine göre Final Fantasy alanında ilk bilim kurgu filmi olacak, fakat görülmemiş oyun tarzında destansı bir filmi iletse de iletmese de şüpheli görünüyor. Yeni bir 17 dakikalık gösterim daha çıkacak ve bütün tanıtım filmi bir aydan az zamanda ortaya çıkacak. Ondan sonra Spirits Within'in gerçekten Final Fantasy adını hak edip etmediğini göreceğiz.

RÖPORTAJ:

Aşağıda Animefringe'in Final Fantasy'nin yapımcısı Chris Lee ile film hakkında yapılmış olan röportajını bulacaksınız.

Animefringe: Final Fantasy: The Spirits Within ilk gördüğüm zaman onu Aliens ya da Starship Troopers gibi bilim kurgu tarzı Amerikan filmlerine benzettim. Gerçekte, bayan kahramanın ismi dışında her şey tamamıyla Amerikan görünüyor. Final Fantasy oyunları aslında hiç Japon karakter ya da isim kullanmazken, oyunlar sağlamlıkla Japon role-playing oyun geleneği üstüne kuruluydu. FF:TSW'de yönetmen Sakaguchi Amerikan seyircisi için mi bir film yapmayı amaçladı?

Chris Lee: Her zaman stüdyo projesi olan bir film yaparken, onu küresel izleyici kitlesi için yapmaya çalışırsın. Ki Sakaguchi'nin aklında olan seçim ne bir Japon ne de küresel bir film yapmaktı; ama aklında olan şey mümkün olabildiğince en geniş seyirci kitlesine ulaşmaktı. Sanırım bu böyle, film daha çok James Cameron filmlerine benziyor ama aynı göstergede bitmiş filmi gördüğünüzde türünden kuşku duymayacaksınız.

Animefringe: Birçok insan filmin gerçekten Final Fantasy olmadığını, çünkü oyunlarından çok daha değişik olduğunu söylüyor.

Chris Lee: Sanırım ikisi de doğru ve bu konuda çok da keskin. Fakat küresel seyirci kitlesi için bir film yapmak üzere Sakaguchi'nin 12 sayfalık hazırlığını alıp ve sonra Apollo 13'ü yapan Al Reinhardt'la çalışmak çok önemliydi. Film tam olarak Final Fantasy 9 yada 7 gibi değil, büyük ve şekilsiz kafalı büyü yapan insanlar yok ayrıca ejderhalar da yok. Sanırım film daha çok teknolojik gelecek içeren FF 8'e benziyor. Ama sanırım Sakaguchi kendini bir film yapımcısı olarak geliştirmek için amacı gerçekçi olarak tanımlayabileceğimiz hareket eden bizim gibi olan insanlar yaratmaktı. Hatta FF 8'de olduğu gibi ilginç saç kesimli kahramanlarımız yok. Bu nedenden ilk kez Final Fantasy'i dünyada kurmaya karar verdik. Bildiğiniz gibi, diğer bütün Final Fantasy'lerde olaylar faklı yerlerde farklı zamanlarda, farklı kişilerle geçiyor. Hepsinde bir Cid var, hepsinde de farklı bir Cid oluyor ve bu versiyonda da Dr. Sid var. Büyük tavuklar ve chocobos yok, aslında birini filmde sakladık ve bulmanız için izlemeniz gerek. Böylece bu bambaşka bir Final Fantasy.

Animefringe: Tanıtım gösterisinde hareketler bazen sanki bir el kamerası tarafından izlenmiş hissini veriyordu. Bu hile izleyiciyi aslında hiç gerçek bir kamera olmadığını unutturuyor ve izleyiciyinin kendisini bu gerçekliğe kaptırmasına neden oluyor. FF:TSW animasyonun hareketleri sinemanın gösteremeyeceği özgürlükte göstermesi özgürlüğünü kullanıyor ya da inandırıcı mı olmaya çabalıyor?

Chris Lee: Gerçekte mümkün olmayan birçok kamera açılarının kullanılmaması bilinçli bir karardı. Vinçlerle ya da kamera taşıyıcılarıyla mümkün olabileceklerden daha iyisini yapmayı istedik. Filmin konuşacağı dil üstünde çalıştık, filmi film yapmak için çok vakit harcadık. Bilgisayar imgeleri her yere apaçık odaklanabilir, ama bu filmin nasıl hazırlandığını göstermez. Odakta olan bir ön cephe, bir de odakta olmayan arka cephe var. Ve kameranın güneşe doğru taradığı herhangi bir kareyi fark ettiyseniz, oraya ışık titretici mercekler yerleştirdik. Şimdi gözünüz hiç titrek bir ışık görmezken bu mercekler görür, bu da genelde film yapımcılarının kaçındığı bir durumdur, ama biz izleyiciye genelde bir filmde gördükleri bu deneyimi vermek istedik. Biz bu karma tabakanın kusurlu görünmesi için çok çaba harcadık, çünkü gözümüzün alışkın olduğu bu.

Animefringe: Filmdeki insanlar inanılmaz derece gerçekçi görünüyorlar. Denizciler kasklarını çıkarıp güzel detaylı yüzlerini teşhir edince, bir an onların animasyon olduklarını unuttum.

Chris Lee: Evet, aldığımız tepkilerden biri de bu. Birkaç böyle birbirine iliştirilmiş sahneleri izlemek biraz haksızlık oluyor. 10-15 dakikalık filmi izlerken insanlar bir çizgi film izlediklerini unutuyor. Bizimde amaçladığımız bu, teknoloji ile iyi bir hikaye anlatmak.

Animefringe: İnsanları canlandırırken karşılaştığınız en zor bölüm neydi?

Chris Lee: Sanırım Dr. Aki'nin saçı. Saç ve kıyafeti. Bütün yakın çekimler ressamlar tarafından yapıldı. Biz hiçbir tasarı, dijitalleştirme ya da tarama yapmadık.

İnsanları yaratırken bizi uğraştıran bir iki şey vardı. İlk olarak yeni insanlarla tartışmak zorunda kalıyorsun. Biz insanları bilgisayar içine aktarmıyoruz, oturup "sanırım onun gözü şöyle bakmalı", "sanırım ağzı şöyle hareket etmeli" diyen bir grup ressamımız var. Birini yaratmak kolay iş değil. Sonra, hareket ve insanların nasıl hareket ettiklerini çok iyi biliyoruz. Bir dinozorun ya da anime edilmiş bir oyuncağın ya da konuşan bir farenin nasıl hareket ettiği bilemeyiz. Bunların benzeri olan şeyler gerçek hayatta yok, ama insanlar var. Biz konuşurken eğer ben yalpalayarak hareket edersem sen yanlış bir şeyler olduğunu anlayacaksın ve benim bir çeşit spazm geçirdiğimi sanacaksın. Ve böylece izleyici eleştirici olabilir, bu nedenden biz fotoğraf gerçekçiliği yapıyoruz demiyoruz. Buna hyper gerçek diyoruz, ama bana göre, bu da filmlerle oyunların birleştiği nokta. Bizim video oyun estetiğini ve onu filmleştirmeye iyi olanağımız var. Kim bilir, belki de 5 yıl içinde tıpatıp insan benzeyen karakterler yaratabiliriz. Bu film böyle bir girişimin ilk örneği. Diğer bilgisayar animasyon şirketlerini (Pixar ve ILM) dinazorlar yapmak tatmin etmiş, bence çok da iyi iş çıkardılar. Bir oyun şirketinin böyle bir olayı düşünmesi ve de faaliyete geçirmesi çok doğal.

Animefringe: Sizce filmin Japonya'daki gösterimi dublajlı mı yoksa alt yazılı mı olur?

Chris Lee: Kesinlikle alt yazılı olur. Dublajlı bir versiyonu olur mu onu bilmiyorum. Performansımızı aktörlerimiz olmadan sergileyemeyiz. Bütün duygu seslenimleri Alec Baldwin, Ming-Na, Ving Buscemi, Donald Sutherland, James Woods... tan geliyor. Kesinlikle var olmaları gerekiyor. Film üstünde çalışırken, kademeler hadi bunu böyle yazalım sonra hadi bunu mümkün kılacak bilgisayar yazılımını yapalım, sonra ressamların burada olacak karakterlerin nasıl görüneceğine karar vermelerini sağlatmak olmuştu. Eğer hayat aksiyonu yapacaksak kim oynardı? Düşünebileceğimiz en iyi kadroyu hazırladık ve aldık. Demek istediğimiz tasarladığımız karakterleri ses aktörlerine benzetmek değil. Mesela Ryan her zaman zenciydi ve Aki her zaman Asyalıydı. Normal bir film gibiydi çünkü bulabileceğimiz en iyi oyuncuları almak istedik. Değişiklik, ismen olmasa da fiilen var olacak oyucuları yaratmaktı.

Animefringe: Sakaguchi ve Square'in yalnız oyun işinde çalıştıktan sonra Hollywood sisteminde çalışmaları zor oldu mu?

Chris Lee: Film daha çok Hollywood dışında yapıldı, Sakaguchi ve Square filmi kendileri finanse ettiklerinden, Honolulu'da işlerini yapmak için yalnız bırakıldılar. Sanırım film kültürü ve oyun kültürü bir noktada kesişiyor. Çünkü Titanik'in "synthespians"ları, Godzilla'nın hareketlerini yapmış olan animasyon yönetmenimiz Randy Jones, ayrıca biraz hikaye panosu desinatörü olan ve "Matrix" ve "Fight Club"dan gelen sahne yönetmenimiz Tani Kunitake ve ayrıca "Toy Story" gibi animasyon projelerinde çalışmış birçok insan vardı. Ama tecrübeleri çoğunlukla oyun olan bir sürü insan da görev aldı (görüntü yönetmeni Motonori Sakakibara gibi). Oyuna olan taleple filmlere olan talep bir bakıma farklı, ama ikisi de esas hikaye anlatma yöntemleri gibi görünüyor, özellikle bu jenerasyon için. Bu ülkede oyun endüstrisi 7 milyar dolarlık bir endüstri, yani film endüstrisi ile aynı.

Animefringe: Oyun oynamayanları bu filmi izlemek için nasıl ikna edeceksiniz?

Chris Lee: Biz insanların oyun hakkında bir şey bilmediklerini var saydık ve buna teknolojinin başarıya ulaştığı noktayı günlük terimlerin devrimci abartılığıyla yaklaştık. Ama esas olan, bu filmin hikayesi onları ilgilendirecek mi, bu filme gitmek isteyecekler mi, sorularıydı. Ve sanırım yeni çıkacak bazı şeyleri görünce ne demek istediğimi anlayacaksınız. "Mummy 2" nin bir tanıtım filmi çıkacak bu mayısta ve bence bu filmi nereye yerleştirdiğimiz hakkında bir şeyler sezersiniz.

Animefringe: Romantizm, ihanet, umut ve arkadaşlık bunlar Final Fantasy oyunlarını destansı melodramlar yapan anahtar elementler. Kahramanlar dramatik olarak kendilerini feda ederler ve sonra ölümden geri gelirler. Aşk ve umut en sonunda her yeri fetheder. Acaba FF:TSW bilim-kurgu bir melodram olabilir mi?

Chris Lee: Tıpkı oyunlarda olduğu gibi Sakaguchi karakterleri bir sona getirmekten korkmadı. Ayrıca yine oyunlardaki gibi yaygın bir inanış vardır ölüm son değildir. Ve burayı sanırım oyunu oynayanlar Sakaguchi etkileşimi olarak hatırlayabilirler. Bu oyunu oynamayanlar bunu anlamayacak demek değil ve bu dev tavuklara binip onları süren insanlar ya da bunlara benzer şeyler var demek değil, ama bence insanlar Sakaguchi'nin oyunlarına verdiği ruhaniliği görecekler ve bahsettiğiniz romantizm ve melodramlı havayı da.

Animefringe: İnsanlar FF:TSW nin bir olası devam filmi hakkında çoktan konuşmaya başladı bile. Hollywood geleneklerine göre direkt bir devam filmi olabilir mi? Ya da oyunlarda olduğu gibi yeni karakterlerle yeni tek filmler mi yapacaklar?

Chris Lee: Şu anda hiçbir kesin karar alınmadı. Tamamıyla Sakaguchi'ye bağlı olan bir şey bu. Ona FF:9 tarzında bir film yapmaya bayılacağımı söyledim. Ama bu ona kalmış bir şey.

Animefringe: Square başka oyunlar üzerine de film yapmayı düşünüyor mu?

Chris Lee: Şu an değil. "Parasite Eve"e film yapmalarını çok isterim. Bence bu belirli formattan bahsedince büyük tuval resimleri yapmak istersiniz, görsel resimler; Sizi olmayan dünyalara, normal dünyada yapamayacağız şeylere süren.

Animefringe: Square FF:TSW'nin DVD'sinin Playstation 2 versiyonun olabileceğini açıkladı. Ne beklememiz hakkında bir fikriniz var mı?

Chris Lee: Bunun üstünde çalışıyoruz. Tüm diyebileceğim 2 disklik bir set olacağı. Sanırım biraz şaşırtıcı olacak ve DVD teknolojisinin kapasitesini mümkün olduğu kadar kullanacağız.



   

 

Son Girilen Anime Tanıtımları

1. Himouto! Umaru-chan
2. Eureka Seven Ao
3. Goblin Slayer
4. Koutetsujou no Kabaneri
5. Gakuen Babysitters
6. Full Metal Panic! Invisible Victory
7. Kobayashi-san Chi no Maidragon

Son Girilen Manga Tanıtımları

1. Yume no Shizuku - Ougon no Torikago
2. Tonari no Kaibutsu-kun
3. Lady Victorian
4. Hadashi no Bara wo Fume
5. Anne no Aijou
6. Anne no Seishun
7. Akage no Anne

En Son Yorum Girilmiş Animeler

1. Recorder to Randoseru
2. A.D. Police
3. Jormungand
4. Kimi no Na wa
5. Sword Art Online
6. Kimi no Na wa
7. Darker than Black - Ryusei no Gemini

En Son Yorum Girilmiş Mangalar

1. Berserk
2. Kaichou Wa Maid-sama!
3. NANA
4. Skip Beat!
5. Death Note
6. Berserk
7. Death Note

 

Copyright © 2000 - 2019 Anime.GEN.TR