Kullanıcı Adınız:

Şifreniz:

 (Şifre Sor)
Üye Ol

Site

Blog Anketler İstatistikler Üyelik Künye SSS E-mail Linkler

Haberler

Genel Türkiye'den Yurtdışından Siteden Haber Arşivi Eski Haberler

Animeler

İsme Göre Türe Göre Yıla Göre Puana Göre Kategoriye Göre Yeni Yayımlanacaklar

Mangalar

İsme Göre Türe Göre Yıla Göre Puana Göre Yeni Yayımlanacaklar

Yazılar

İncelemeler Röportajlar Detaylı Tanıtımlar Kitap İncelemeleri Etkinlikler Yazışmalar Diğer

Çizim

Julie Dillon'ın Dersleri Patrick Shettlesworth 'ın Dersleri

Kişiler Şirketler

 

Monster Hakkında Yorumlar

Anime'nin Adı: Monster

Yazar: karaenes127
Tarih: 17/08/2011

Yoruma 2 kişi oy vermiş. 2 kişi (%100) yorumu faydalı bulmuş.

Müzik: 9
Video: 8
Hik.-Anlat.: 10
Karakter: 10
Tasarım: 9
İzlenebilirlilik: 8

Genel: 9.00

Genel:
Anime dünyasına aşina olanlar Monster'i izledikleri zaman ilk farkedecekleri şey Monster'in diğer animelerden çok farklı kendine özgü bir yapısı olduğu olacaktır. Hikayesiyle, karakterleriyle ve daha birçok yönüyle çok farklı ve bir o kadar da başarılı bir anime Monster. Daha ilk bölümüyle beraber izleyiciyi sorular içinde bırakırken, bu soruların cevabını öğrenmek son bölüme kadar sürebiliyor. Sonunda merak edilen soruları cevaplayarak izleyiciye tatmin edici bir final sunuyor.

İyi Yanları:
Monster'in ilk göze çarpan yanı olan farklılığı animeyi başarılı kılan sebeplerden birisi. Çizimleri, hikayesi ve özellikle karakterleri diğer animelerde raslanmayacak şekilde kendine özgü ve orjinal tasarlanmış. Hikayesindeki ciddiyet 74 bölüm boyunca kendini koruyor ve başlangıcı gibi güzel bir bitiş yapıyor. Bölümlerdeki detaylar, verilen tarihi bilgiler, hemen her bölüm ortaya çıkan yeni karakterler ve bunların geçmişleri Monster'in çok ciddi bir çalışma sonucu ortaya çıktığını ve ciddi emek verildiğini gösteriyor. Birkaç bölüm haricinde bölümlerin tamamı konuyla alakalı. Dolayısıyla akıcılık 74 bölüm boyunca hiç kaybolmuyor. Müzikler sade tasarlanmış; fakat animeye oldukça uyumlu ve güzel.
Spoiler:
Johan karakterini dizinin ayrı bir güzel yanı olarak ele almak gerekir. Dizinin ismi olan "canavar" kelimesini tamamıyla hakediyor Johan. Bakışları, ses tonu, soğuk kanlılığı, zekası, sakinliğiyle tam bir canavar olarak tasarlanmış. Animeyi izledikten sonra keşke Death Note'un "kira" sı Johan olsaymış dedim. Soğukkanlı psikopat bir seri katil olarak Johan'dan daha iyisi tasarlanabilir mi bilmiyorum.


Kötü Yanları:
Animenin başından beri merak edilen birçok soru var, fakat bunların cevapları son bölümlerde veriliyor. Çok fazla karakter tasarlanmış olduğundan bunların geçmişlerini vb izlemek bazen sıkıcı olabiliyor. İzlerken insan konunun hemen ilerlemesini ve soruların cevaplarını almak istiyor. Bence konuyu bu kadar yaymak yerine 40 civarı bölümle daha seri biçimde işleselerdi, Monster Death Note'a rakip olabilecek bir başyapıt olabilirdi.

Sonuç:
Monster'i izleyenler Anime dünyasına hakim olan klasik çizimleri, karakterleri, yüz ifadelerini, konuşmaları, komedi veya romantizm anlayışını bu animede bulamayacaktır. 74 bölüm biraz uzun gelebilir, fakat izlemeye fazlasıyla değiyor.
Bence anime sevenlerin Monster'i izleyip böyle bir animenin de var olduğunu bilmesi gerekir.



Yazar: Edea
Tarih: 10/09/2009

Yoruma 5 kişi oy vermiş. 5 kişi (%100) yorumu faydalı bulmuş.

Müzik: 10
Video: 8
Hik.-Anlat.: 10
Karakter: 10
Tasarım: 10
İzlenebilirlilik: 10

Genel: 9.67

Genel:
Beğendiğim animeleri ikiye ayırıyorum: Sevdiklerim ve saygı duyduklarım. Sevmek taraflı bakmaktır, kusurlarını görmezden gelmektir. Bu yüzden başkalarının nefret ettiği animeleri baş tacı etmeniz çok da şaşırtıcı bir şey olmasa gerek. Ancak saygı duymak bambaşka bir durum. Elinize aldığınız şeye olabildiğince tarafsız baktığınızda bile o şey sizi kendisine hayran bırakmayı başarabiliyorsa, bilin ki sonuna kadar saygıyı hak ediyordur. Bu yüzden karşıma saygı duyulacak pek fazla anime çıkmıyor. Monster'sa, şimdiye kadar izlediğim animeler arasında Hotaru no Haka'yla birlikte en çok saygı duyduğum yapım. Kurgusundan karakterlerine, çizimlerinden müziklerine kadar izlediğiniz pek çok animeden bambaşka bir çizgide ilerliyor.

İyi Yanları:
Dışarıdan baktığınızda çizimleri pek hoşunuza gitmeyecektir muhtemelen. Ama animeyi izlemeye başladığınızda görüyorsunuz ki ayrıntılara titizlikle değinmişler. Tek başına karakterlerin kıyafetlerine bakmak bile bunu görmek için yeterli. Nina'nın botları, mantosu, çantası; Johan'ın takım elbiseleri, hatta Tenma'nın spor ayakkabıları bile olayların hangi dönemde geçtiğini çok başarılı bir biçimde gösteriyor seyirciye. Ya Tenma'nın yüz ifadesine ne demeli? İlk karşımıza çıktığında hayata umutla bakan bu adam, siz bölümleri meraktan tırnakları yiyerek izlerken sadece yüz ifadesiyle bile umutsuzluğun ve çaresizliğin simgesine dönüşüyor. 175492 bölüm boyunca yüz ifadelerini değiştirmeyen anime karakterlerine ders veriyor sanki. Olayların temeline Almanya'nın yakın tarihini koymak büyük cesaret isteyen bir iş. Üstelik hikayenin geçtiği zaman diliminin mangasının yayımlandığı dönemden çok daha önce olması, manganın ve dolayısıyla da animenin üzerinde ne kadar uğraşıldığının göstergesi. Gerçek anlamda emek harcandığını size sonuna kadar gösteriyor.

En sevdiğim sinema karakterini sorsanız hiç düşünmeden Dr. Hannibal Lecter'ın ismini verirdim. Zekası, karizması, karmakarışık iç dünyası ve sorgulanabilir kötücüllüğüyle Dr. Lecter hiçbir karakterin ulaşamayacağı bir yerdedir benim gözümde. Bu yüzden olsa gerek, hatırlayamadığım kadar uzun bir süredir sinema/tv/anime yapımlarında karşıma çıkan zeki katilleri onunla kıyaslamak gibi bir eğilimim var. Favori Lost karakterim Ben Linus, onun kadar kendine güvenmiyor. Seri katillerin katili Dexter, o kadar soğukkanlı değil. CSM (The X Files) küçük noktaları gözden kaçırıyor... Yani anlayacağınız Dr. Lecter'la aşık atacak birine pek rastlamamıştım. Ta ki Johan'la karşılaşıncaya dek. Bu genç adam, izlediğim bütün anime karakterlerinden daha ürpertici geldi bana. Kimseyi ikiye bölmüyor, kolları ve bacakları uzamıyor, dişleri kimsenin etine batmıyor. Ama bunları ve daha da fazlasını yapan tüm anime karakterlerinden daha korkutucu. Neden mi? Çünkü hepsinden daha gerçek ve bu yüzden hepsinden daha karanlık görünüyor.
Spoiler:
Tenma körlemesine Johan'ı ararken, onun etrafındaki masumları Johan'dan koruyabilecek birini arıyorsunuz siz de. Bulamayınca bir umutla, onun kendisini durdurabilmesini bekliyorsunuz. Bu yüzden de onun iç dünyasına girebilmeye çalışıyorsunuz. Karanlığının ve kötülüğünün arkasında ufak bir açık nokta; henüz kirlenmemiş, iyi kalmış bir parça bulabilmeyi diliyorsunuz. Ama siz derine indikçe karanlık daha da artıyor. Dr. Lecter kadar bile kendine sınır çizmemiş, kötülüğü yoruma açık olmayan bir karakter Johan. Acıması olmayan biri. Bunu fark ettiğinizde ona kurban düşebilecekler için korkmadan edemiyorsunuz.

74 bölüm izlemeyi düşünenleri korkutabilir. Ben de o kadar bölümü nasıl izleyeceğimi kara kara düşünerek başlamıştım doğrusu. Tabi başladıktan sonra durabilmek için kendimi zorlamam gerekti. Yeri geldiğinde arka arkaya 15 bölüm rahatlıkla izleyebilirsiniz -ki ben Monster'ı sürükleyicilik konusunda ondan aşağı kalmayacak bir anime olan NANA'yla aynı dönemde izlemiş ve kendi canıma okumuştum. 74 bölüm boyunca hiç sıkmıyor mu? Araya hiç doldurma bölüm girmiyor mu? Mangasını okumadım, ancak animenin mangaya son derece sadık kaldığı çok bariz. Bazen ana konudan ve Tenma'dan uzaklaşıp farklı karakterlere odaklansanız bile zamanla hiçbir şeyin boşuna işlenmediğini görüyorsunuz. Evet, sıkıldığım bölümler oldu. Hatta kimi yerlerde animenin kalanından da ümidimi kestim. Ama hemen akabinde kendimi 10-15 bölümü bir solukta bitirirken buldum. Hikayenin yavaşladığını düşünüyorsanız hemen pes etmeyin yani. Heyecan daha vurucu bir biçimde geri dönüyor her seferinde. Yine ilk izlemeye başladığımda "Kaçak" tarzında bir şey olduğunu düşünmüştüm. Tenma'nın insanlara yardım ederek diyar diyar dolaşacağından korkmuştum. Ama anime izleyiciyi bu dertten kurtarıyor hikayede önem arz eden yan karakterlere de değinmekten başka gidişatından ödün vermiyor.

Kötü Yanları:
Çok fazla soru, çok fazla meraklandırıcı unsur var. Bunlar güzel şeyler elbette. Ancak cevapları verilirse. Hayır, soruların cevapsız kaldığını söylemeyeceğim. Ama bu cevapları almak için çok uzun süre beklemeniz gerekiyor, bu yüzden de başlarda size tırnaklarınızı yediren o heyecan dalgası çoktan sönmüş oluyor.

Son olarak:
Spoiler:
Johan'ın gerçek ismini öğrenebilmeyi gerçekten çok istemiştim ama kısmet değilmiş...


Sonuç:
Eğer ciddi serilerden hoşlanmıyorsanız, çok çabuk sıkılıyorsanız lütfen Monster'a başlamayın. Bu öyle her gün karşınıza çıkabilecek sıradan animelerden biri değil. Hakkını vererek izlemezseniz tek yaptığınız bu başyapıta hakaret etmek olacaktır.



Yazar: NoIsIA
Tarih: 23/03/2009

Yoruma 4 kişi oy vermiş. 4 kişi (%100) yorumu faydalı bulmuş.

Müzik: 7
Video: 9
Hik.-Anlat.: 10
Karakter: 10
Tasarım: 10
İzlenebilirlilik: 9

Genel: 9.17

Genel:
Monster’ı bir arkadaşım tavsiye etmişti ve ben o zamana kadar böyle bir seriden bihaberdim.Seriyi ilk izlemeye başladığım andan beri bu kadar iyi bir serinin niye bu kadar arka planda kaldığını merak etmeye başladım.
Hikayemiz Berlin duvarının yıkılmasından önce Düsseldorf’ta başlar.Ana karakterimiz Dr.Kenzou Tenma Japonya’dan eğitimi için Almanya’ya gelmiş ve çok kısa sürede ülkenin en yetenekli beyin cerrahı olarak anılmaya başlanmıştır.Bir gün çok ünlü bir opera sanatçısını hastane yöneticisinin emriyle kendi hastasına tercih eder(ki bu hasta bir Türk’tür) ve hastası ölür.Bu olaydan sonra bir daha hiçbir hastayı diğerinin önünde tutmayacağına yemin eder ve başından vurulmuş küçük bir çocuğu belediye başkanına tercih eder.Bu üst seviye pozisyonundan,nişanlısına kadar her şeyi kaybetmesine neden olsa da Tenma doğru olanı yaptığına emindir.Bu olaydan sonra hastanenin üst düzey 3 yöneticisi aynı gecede öldürülür ve yine aynı gece tedavi ettiği küçük çocuk ve ikiz kız kardeşi hastaneden kaybolur.Dr.Tenma kaybettiklerini geri kazanır ancak bu onu cinayetlerin 1 numaralı sanığı yapar.Aradan 10 yıl geçtikten sonra Dr.Tenma’nın tesadüfen tanık olacağı bazı şeyler hayatının artık hiçbir zaman eskisi gibi olamayacağını anlamasını sağlar.10 yıl önceki kararı acaba onu pişman mı edecektir.

İyi Yanları:
Monster çok sağlam bir senaryo üstüne oturtulmuş ve en başından son sahnesine kadar hüküm süren gerilim hissini koruyabilmiş harika bir seri.Benim gibi senaryo her şeyden önce gelir diyenler için biçilmiş kaftan.Aranızda mutlaka Jean Christopher Grange(ki en sevdiğim yazardır) okumuş olanlar vardır.Günümüzün en iyi aksiyon/polisiye yazarlarından biridir.Grange romanlarında birbirinden çok farklı olaylar ve kişiler farklı yollardan mutlaka ortak bir olayda birleşirler.Sizde bunu hayretler içinde soluksuz okursunuz.İşte Monster’da da bunu hissediyorsunuz.Müthiş bir hikaye ve gerilim hissi.Ayrıca merak unsuru mükemmel kullanılmış.Günümüzün çok tutulan TV serilerinin (Lost,X-Files,Prison Break vs…) başarısı da zaten bu merak unsurunu sonuna kadar kullanmalarından kaynaklanıyor.Uzun bir seri olmasına rağmen hikaye sizi hiç sıkmıyor ve akıcı bir dilde anlatılıyor.Ki bu içinde hiç aksiyon,komedi hatta romantizm bile olmayan bir seri için büyük bir başarı.Zaten hikaye Almanya ve Avrupa’nın yakın tarihi üzerinde duruyor.Berlin Duvarı’nın yıkılması,bunun yarattığı sosyal ve politik sorunlar,Doğu Almanya’daki aşırı sağcı grupların planları,belli idealleri olan yer altı örgütleri v.s. bu serinin hikayesini derinleştiriyor.Gerçek olaylara göndermelerde var tabi ki.
Karakterler üzerinde bu kadar uğraşılan başka bir seri görmedim.Hiç bir karakter hikayeye laf olsun diye dahil edilmiyor.Herkesin geçmişleri size ayrıntılı şekilde aktarılıyor.O kadar ki mesela 5 bölüm boyunca ana kahramanımız bir başkası oluyor.Dedektif Runge karakteri şu ana kadar gördüğüm en farklı ve en iyi anime karakterlerinden biri.Adama ilk başlarda sinir olurken hikayenin sonuna doğru zekasına hayran kalıyorsunuz.Eva,Grimmer,Roberto v.s. her karakterin rolü çok iyi oturmuş.Bütün karakterler arasındaki bağ müthiş kurgulanmış.Açık nokta kalmıyor.
Çizimler mükemmel ve çok gerçekçi.Çizimlerde anime havası yok.Ama detaylara müthiş dikkat edilmiş.Özellikle ışık ve gölgelere.Işığın bardaktaki kırılması,bir bardaktaki ruj izi,mimikler,rüzgar,şehirlerin orijinal tasvirleri(ki bu Almanya ve Avrupa’nın farklı kısımlarında ki bir çok şehre tekabül ediyor.) ve hatta otomobil ve araçların modelleri bile en ince ayrıntısına kadar çizilmiş.Sanki adamlar 74 bölüm değil de sadece tek bir film tadında çalışmışlar.
Müzik konusunda bir sıkıntı var aslında,çünkü bu seride müziğe pek gerek yok.Ama gerektiği yerlerde gerekli duyguyu verecek müzikler iyi seçilmiş.

Kötü Yanları:
Eğer kötü bir yan olarak sayılacaksa bir seride aksiyon arıyorsanız yanlış yerdesiniz.Komedi arıyorsanız yine yanlış yerdesiniz.Müthiş çoşkulu müzikler arıyorsanız bir kez daha yanlış yerdesiniz.
Bunun dışında çok nadir olsa da bazen anatomi de bozulmalar oluyor.Sanki insanlar normalden biraz daha kısa ve geniş gibi duruyor.Yani daha öncede söylediğim gibi çizimlerde gerçekten anime havası yok =)
Aslında açılış ve kapanış müzikleri animenin havasını tam olarak yansıtsa da müzikler üzerinde biraz daha uğraşılması herkesi mutlu ederdi sanırım.
Bir de kriminolojiyi iyi takip etmeniz gerekli.Anlatım sırayla olsa da,bazen hikaye de geri dönmek gerekiyor.Olayların sırasını karıştırırsanız anlamakta zorlanabilirsiniz.Ben bi kaç kez geri döndüm açıkçası.
Son olarak ta son sahnede ;
Johan’ın yine ortadan kaybolması insanın moralini gerçekten bozuyor.Bu kadar sıkıntıya boşu boşuna mı katlandı acaba zavallı Tenma diye düşünmeden edemiyorsunuz.Her şeyin başa dönmesi kötü olurdu.

Sonuç:
Bence anime seven sevmeyen herkes böyle güzel bir seriyi izlemeli.Uzun soluklu,senaryo derinliği olan bir seri arıyorsanız kaçırmayın.Yok eğer aksiyon,komedisiz olmaz diyorsanız uzak durun.



Yazar: Ocean_Soul
Tarih: 18/11/2008

Yoruma 4 kişi oy vermiş. 4 kişi (%100) yorumu faydalı bulmuş.

Müzik: 7
Video: 10
Hik.-Anlat.: 9
Karakter: 10
Tasarım: 10
İzlenebilirlilik: 7

Genel: 8.83

Genel:
Şu ana kadar izlediğim en iyi animelerden biri.

İyi Yanları:
-Uzun soluklu bir seri olmasına rağmen izleyiciyi ekran başında tutmayı çok iyi başarmışlar. Bunda senaryonun çok detaylı yazılmış olmasının etkisi büyük. Konu gerçekten karmaşık ve ilk bölümden itibaren insanı içine çekiyor. Animede yaratılan atmosferin serinin sonuna kadar korunabilmiş olması da büyük bir başarı bence. Yani izleyecek olanları bir hayal kırıklığının beklemediğini söyleyebilirim.

-Karakter analizleri daha önce hiç bir animede görmediğim kadar gelişmiş ve detaylı. Tam iyi veya tam kötü yok. Bu da seriyi çok daha gerçekçi yapıyor. Özellikle Eva karakteri için hayatımda gördüğüm en "gerçek" anime karakteri diyebilirim. Kenzo'ya olan takıntı derecesindeki aşkı kendisiyle Tenma arasında gördüğü taban tabana zıtlıktan kaynaklanıyor.

-Serinin bir diğer iyi yanıysa konunun tarihsel dönüm noktalarına ve güncel gerçeklere dayanması. Berlin Duvarı'nın yıkılması, bunun Almanya'da meydana getirdiği toplumsal sorunlar, hatta Almanya’daki Türk göçmenlerin yaşayışlarına dair problemler bile tarafsızca işlenmiş.

Kötü Yanları:
-
Spoiler:
Johann'ın neden "çıldırdığı" tam olarak anlaşılmıyor. Küçük yaşta denek olarak kullanılmaları gibi mantıklı bir sebebe dayandırılmış ama aslında deneylerde kullanılan çocuğun Johann'ın ikizi Nina olduğunu öğrendikten sonra çıldırması gerekenin aslında Nina olduğunu düşünmeden edemedim. Bu da iyiliğin ve kötülüğün insanda doğuştan var olduğunu ve ne olursa olsun çok da yozlaşmadığı düşüncesine bir gönderme olabilir.


-Fantezi öğesinin yokluğunu bir eksi olarak kabul ediyorsanız bu seri size pek hitap etmeyebilir. Çünkü seride bir an için bile doğa üstü olaya veya (neredeyse) simgesel anlatıma yer verilmemiş.

-Serinin genel olarak sonu gayet tatmin edici ancak son sahnede
Spoiler:
Johann'ın yattığı yatağın boş olarak görülmesi ve camın da sonuna kadar açık olması beni rahatsız etti. Tenma'nın tekrar aynı şeyleri yaşamasını istemem doğrusu :D


Sonuç:
İzlediğim için memnunum. Uzun soluklu iyi bir seri arayan herkese tavsiye ediyorum.



Bu anime hakkında kendi yorum ve puanlarınızı girmek için buraya tıklayın
   

 

Son Girilen Anime Tanıtımları

1. Ushio & Tora (TV 2)
2. Ushio & Tora (TV)
3. Mirai no Mirai
4. Watashi to Watashi no Futari no Lotte
5. Detective Conan Movie 22: Zero's Executioner
6. Himouto! Umaru-chan
7. Goblin Slayer

Son Girilen Manga Tanıtımları

1. Rurouni Kenshin: Master of Flame - Hidden Chapter
2. Rurouni Kenshin: Restoration
3. Yume no Shizuku - Ougon no Torikago
4. Tonari no Kaibutsu-kun
5. Lady Victorian
6. Hadashi no Bara wo Fume
7. Anne no Aijou

En Son Yorum Girilmiş Animeler

1. Fist of the North Star
2. Recorder to Randoseru
3. A.D. Police
4. Jormungand
5. Kimi no Na wa
6. Sword Art Online
7. Kimi no Na wa

En Son Yorum Girilmiş Mangalar

1. Berserk
2. Kaichou Wa Maid-sama!
3. NANA
4. Skip Beat!
5. Death Note
6. Berserk
7. Death Note

 

Copyright © 2000 - 2019 Anime.GEN.TR